Hürriyet

Sayfalar

13 Temmuz 2012 Cuma

Facebook sayfam

Daha interaktif olması sebebiyle https://www.facebook.com/wordschangepeople adresine sizi davet ediyorum.
Sayfayı beğenip orada da yazılarımı okuyup yorum bırakabilirsiniz.

1 Temmuz 2012 Pazar

yarı(m) yıl sonuçları


Bugün 1 Temmuz, ve yıl başında yazdığım 'yapılacak listesinin' en az yarısını yapmış olmam lazım. Baktım, fena değil, 12den 4ünü yapmışım. Zaten oradaki kalemler o kadar büyük ki, her biri ayrı bir proje...

2012 beklemediğim kadar zor bir sene oldu benim için. 2009'u hala geçmedi, İnşallah ta hayatımın hiç bir senesi 2009 kadar ağır olmaz ama 2012'nin de götürdüğü çok şey var. Ama hep bardakları yarı dolu gören biri olarak getirisine bakıyorum;

Sene başında istediğim gibi daha inançlı oldum. İnanç konusunda birçok ilkimi yaşadım bu sene. Günah çıkarmaya gittim, oruç tuttum, daha sık kiliseye gitmeye başladım, daha huzurlu oldum.

Annem bu 6 ay içinde 2 kere ziyaretime geldi, birkaç gün sonra da onunla Kiev'de yine buluşacağız. Daimi dostum, mükemmel bir insan, kadın, anne, hayatım kadar onu seviyorum. Böyle bir annem olduğu için abartısız çok şanslıyım.

Bu sene yurt dışından ziyaretime birçok arkadaşım geldi. Dostluk, değer listemde ilk 3te olduğu için bu ziyaretler benim için çok anlamlı. Sokağımdaki bakkal arkadaşlarım sayesinde ufaktan İngilizce öğrenmeye başladı bile.
Onun dışında, bir yakın arkadaşımın çocuğu oldu, diğer bir arkadaşım uzun aradan sonra nihayet hamile kaldı, artık görüşmediğim ama yine de sevdiğim bir arkadaşım bu ay evleniyor... bunlar gerçekten güzel haberler.

Aşk...Yolda, hızlı adımlarla bana yaklaşıyor, eminim :)

İş konusunda büyük adımlar attım bu sene. Son patron ile kötü bir şekilde ayrıldıktan sonra, kendim bir şey yapayım dedim. Bunun ne kadar zor bir şey olduğunu gördüm, kendi işini yapan insanlara saygım bir kez daha arttı, ayrı bir cesaret ve sabır işi bu. Ama verdiği özgürlük hissi beni sarhoş ediyor, tipik bir Kova'nın önceliği. Her gün birşeyler öğreniyorum, umarım yıl sonuna kadar bu yolda da istediğim sonuçlara varırım.

Bildiğiniz gibi bu blog dışında birkaç blogum daha var. Yazı yazmayı seviyorum, yazı hayatım boyu vazgeçilmez tutkum. Rusça, günlük konseptinde bir blogum var, oradaki ziyaret sayısı ayda 4000-5000 kişi. Okurlarımla çok güzel bir dialog içerisindeyiz, ve o blog sayesinde sadece bu sene tanıştığım 10 kişi var. Uzun zamandır birbirimizi takip edip hayatımızdaki olayları bildiğimiz için, tanıştığımızda sanki uzun zamandır görmediğin ama çok iyi tanıdığın biri ile karşılaşıyormuşsun gibi bir hisse kapılıyorsun.

Onun dışında, sosyal bir hayvan (geçen birisi bana bunu dedi :)) olduğum için bu sene de bir sürü yeni insanla tanıştım. Hatta bazılarıyla, yeni çıkan sosyal mecralar sayesinde tanıştım. Customization buraya kadar bile geldi . Yaş, cinisiyete göre değil, yaşam tarzına göre arkadaşları arayabiliyoruz artık.

Böyle baktığım zaman, bu 6 ayda birçok şeyi kaybetmemle birlikte birçok şey de edindim. Ayrıca da her zamanki gibi, hiç planlamamama rağmen muhteşem bir yaz geçiriyorum.

Önümüzdeki 6 ay içerisinde yapılacak listemin geri kalan 8 kalemini gerçekleştirmeyi diliyorum kendime!

Mutlu yarı yıllar! :)

29 Haziran 2012 Cuma


24 Haziran 2012 Pazar

Harikalar Diyarındaki hayat


Alice gibiyim Harikalar Diyarında yaşayan...

Absürd hayatın kralını yaşıyorum, sonu gelir mi bilmiyorum da...

Gidip geliyorum, uçup düşüyorum, bir herşeyim bir hiçim, bir zirvedeyim bir yerdeyim...

Ama asıl buna hayat diyorum ve gizlice zevk aldığımı itiraf edebilirim.

Olay şu ki bu hayatın her geçen sene ile temposu artıyor ve etrafımdaki herkes bir yavaşlama, bir duraklama yaşarken, ben hala bir şeylerin peşinde koşmaya devam ediyorum. Daha ne kadar uçurumların kenarlarını gezmeye devam edeceğim? Daha ne kadar konfor zonumdan en uzak noktasında kendime yer edinmeye çalışacağım? Neden bunu yapıyorum bilmiyorum. Kendimden kaçamayacağımı net biliyorum, ve aslında kendimle gayet barışığım. Tek sorun, kendi kalıplarıma sığamıyor olmam.

Havaya nasıl ihtiyacım varsa, değişime de o kadar doyumsuzum. Bugünüm, dünüm gibi olamaz, tekrar sevmiyorum, rutinden nefret ediyorum ve 'düzen' kelimesi beni korkutuyor.

Bunları yaşamak artık beni rahatsız etmiyor aslında.

Tek üzüntüm, bu yürüdüğüm yolda benim gibi özgür ruhlu biri ile karşılaşmıyor olmam...

30 Mayıs 2012 Çarşamba

Özgürlük


Derin bir özgürlük hissini yaşıyorum. Neden yaşıyorum sormayın, yaşıyorum işte. Aslında hayatımdaki tüm faktörler tersini gösterse bile inanılmaz özgür bir insanım, mutluluğum ve iç huzurum için en önemli şart bu!
Bu anlamda hiç bir zaman klasik bir Türk olamayacağım. Klasik bir insan bile olamayabilirim çünkü özgürlüğüm adına birçok şeyi bırakmış ve birçok şeyden vazgeçmiş biriyim. Bağımlılık ne yapıyorsa ben ondan uzağım. Bu kişi, çikolata ya da alışkanlık olsa bile.

Çünkü bu dünyaya geldiğimizde ve göbek bağımız kesildiğinde artık hiç kimseye ve hiç bir şeye bağlı değiliz. Hiç kimsenin de değiliz. İstersek bir süreliğine vaktimizi iş veren ile, ruhumuzu ve bedenimizi sevdiğimizle paylaşabiliriz ama her zaman geri alabilmek şartı ile...
Sorumluluktan vazgeçmiyorum. Ama bu sorumluluk, senden kaynaklanmalı, başkasının sana yüklediğinden değil. Bunun farkında varacaksak çok daha huzurulu olacağımıza inaniyorum.

Ben kimim ve ne istiyorum sorularıyla başlayabilirsiniz. Cevaplar sizi uzun bir yolculuğa götürecek, buna kefilim!

25 Mayıs 2012 Cuma

4

zaman gerçekten her şeyin ilacıdır...

6 Mayıs 2012 Pazar

Saflık

Sadece beni çok yakından tanıyan buna katılıp, saf bir insan olduğuma inanıyorlar. Çevremdekiler buna kanmadığını söyleseler de yine de saf tarafım var. Hala var. Belki bunun tarifi tam saflık değil ama en yakın bulduğum kelime budur.

Dün bir konuşmada hayatımdaki misyonumdan bahsediyordum. Ona hizmet edebilmem için şu an bazı şeylerden vazgeçip, özellikle maddiyat tarafında bedeller ödemeye hazır olduğumu söyledim.

Peki, çok para kazanmak istemez misin diye bir soru geldi.. Düşündüm, istemem dedim.

Tabi ki hepimiz para kazanmak için çalışıyoruz ama benim hedefim hiç bir zaman para olmadı. Zaten yaptığım işi tutku ve sevgi ile yapıyorsam başarılı olacağıma inanıyorum, dolayısıyla ardından para da gelecek. Ama ben inandığım şeyler için bir şey yaptığıma ve her şeyden önce ilkelerime sadık olmam gerektiğine inanan biriyim.

Ahlak değerleri olan insanlara saygım sonsuz. Hepimiz ara ara hata yapıp yoldan da sapabiliriz, ama kendi yolumuzu bilip onu takip etmek çok önemli.

Ve evet safım. Dürüstlüğe, gerçek dostluğa, aşka, fedakarlığa, insanlığa inanıyorum. Ve hala ara ara pembe gözlüğümü takıyorum!

2 Mayıs 2012 Çarşamba

31 Nisan


Hayatına giren her insan, o an alman gereken dersi beraberinde getiriyor. Bugünü, daha doğrusu artık dünü yaşanmamış sayayım. Hayatımın en berbat günlerinden biriydi. Sonu, resimdeki gibi Chivas, müzik ve sohbet eşliğinde oldu. Chivas score'u 2 oldu ve tam blogluk bir moodundayım. Bu arada biliyor muydunuz, doğrusu'modundayım' deyip 'moodundayım' yazmak?! Güler Kazmacı'nın verdiği güzel konuşma sanatı seminerinden hatırladığım bazı şeylerden birtanesi. Evet berbat güne ve insanların verdiği derslere dönüyoruz. Berbat günü en son iptal etmeye karar verdim. Dün 31 Nisan'dı bugün de 2 Mayıs. Benim takvimim böyle, sizinkini bilemem. Çok sert biri oldum. Aslında yanlış. Dışı sırt içi yumuşak bir insan oldum. Hani bir tatlı var ya, dışı hamur sert, ama kaşığı içine dalınca çikolata akıyor... öyle bir şeyim işte. Sorun şu ki, artık çok az kişi o çikolatayı görebiliyor. Kalbime, acıya acıya sert duvarlar ördüm. Onları geçmek marifetli bir iş. Tam masallardaki gibi oluyor. Hani sana sır veriyorlar, çözmen lazım, çözünce arkasından daha zor bir görev bekliyor vs. Olay o olay işte. Üzüldüm, öyle olmasını istemedim. Ama bir tane kalbim var ve etrafta çok cahil var, onu kırılmaz zannediyorlar. Bir, iki, üç sonra yeteeeeeeeeeeeer diyorsun. Ve kendini kapatıyorsun. Ve bir yanlış harekete bile tahammülün yok. Olmalı da mı bilmiyorum. Kendinden çok şey talep edince, etraftan da çok talepkar oluyorsun. Razı olamıyorsun. Razı olmak kelimesi artık lügatında yok. Neden olasın ki?? Kalbimi her zaman olmasa da, zihnimi açık tutmaya çalışıyorum. Bu hayatta ben öğrenciyim. Ve hayatıma giren herkesi bir öğretmen olarak görüyorum. İyi mi kötü mü bilemem, ama öğreteceği kesinlikle bir şey vardır. Ya sen bana ne öğretirsin?

23 Nisan 2012 Pazartesi


Çok düşündüm bugün ne yazayım diye. Yazma ihtiyacını hissettim çünkü... Gelen bahardan mı, yaşadığım hayal kırıklığından mı, profesyonel hayatımdakı başarıdan mı, tanıdığım yeni insanlardan mı, askıdan aldığım kişilerden ve işlerden mı bahsedeyim... Anladım ki içimde bunları yaşamak istiyorum, çünkü burada önemli olan yaşadığım olay değil, bana bıraktığı etkidir. Gün geçtikçe huzuruma huzur ekleniyor, kendimi daha da tam, ama ayni anda daha da hafif hissediyorum. Dışarıdan bunu anlamak zor. Hatta bazıları, Yana mutsuz musun hayatında ne oluyor diye endişeli mesajlar attılar. Sağolun arkadaşlar, gerçekten iyiyim. Hayat okulu devam ediyor ve ben çok çalışkan bir öğrenci olmuşum. Ama bana kıyan hocalarım sayesinde bu hale geldim, umarım daha da zor dersler beni bekliyor, başaracağımdan eminim. Sırrımı bilmek ister misiniz? sükûnettir...